Diyabet Hakkında

Diyabet nedir?

  • Şeker hastalığının klasik semptomları olan (çok su içme , sık idrara çıkma ve çok yemek yemek yeme) bir kişide  herhangi bir zamanda kan şekerinin 200 mg/ dl nin üzerinde saptanması,
  • Açlık kan şekerinin iki kez 126 mg/ dl nin üzerinde saptanması,
  • Oral glukoz tolerans testinde 2. Saat kan şekerinin 200 mg / dl nin üzerinde saptanması,
  • HbA1c değerinin % 6.5 üzerinde saptanması durumlarında şeker hastalığından söz edilir.

Diyabetin Neden Olduğu Hastalıklar

1. Küçük damarlardaki bozukluklara bağlı olan hastalıklar:
 
Retinopati: Bu hastalığın önemi şeker hastası olan kişilerin kör olma riski, olmayan kişilere göre 25 kat daha fazladır.

Nöropati: Şeker hastalarının yaklaşık yarısında gelişir. Ayaklarda yanma, uyuşukluk, karıncalanma, iğnelenme ve ağrıdan sorumludur.

Nefropati: Tip 2 diyabetli hastalırın % 5 ile 15 inde nefropati gelişerek böbrek fonksiyonlarında azalmaya neden olur.

2. Büyük damarlardaki bozukluklara bağlı olan hastalıklar:

Koroner Arter Hastalıkları (kalbi besleyen damarlardaki tıkanıklıklar): Diyabet hastalarında kardiyovasküler hastalık, morbidite ve mortalitenin ana nedenidir. Periferik damar hastalıkları, serobrovasküler hastalıklar( beyin damarlarında kanama ve tıkanmaya bağlı olaylar), damar dışı nedenlere bağlı olan hastalıklar: gastroparazi (bulantı, kusma, erken doyma, karın şişkinliği), ishal veya kabızlık, enfeksiyolar (pnomoni , idrar yolu enfeksiyonları,d eri ve yumuşak doku enfeksiyonları,) dermatolojik bulgular (geç yara iyileşmesi ve deride ülserasyonlar, diyabetik cilt lekeleri, genitoüriner disfonksiyon).

Diyabet Tedavisi Yöntemleri

Diyabet tedavisinde amaç kan şekerini normal sınırlarda tutarak diyabete bağlı gelişebilecek mikro ve makro vasküler komplikasyonları önlemek, yaşam süresini ve kalitesini artırmaktır.

Diyabet tedavisi öncelikle hasta eğitimi,  sağlıklı beslenme ve egzersizi içeren yaşam tarzı değişiklikleri ile başlar. Yaşam tarzı değişikliğine rağmen kan şekeri normale dönmez ise oral antidiyabetik dediğimiz ağızdan alınan haplar ile kan şekeri normal sınırlar içinde tutulmaya çalışılır. Bu tedavinin de yeterli gelmediği durumlarda insulin tedavisine başlanabilir.

Hasta eğitimi ve Sağlıklı Beslenme: 

Diyabet kontrolünde temel tedavi basamaklarından biridir. Amaç: yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığını kazandırarak istenen metabolik kontrolü sağlamak, diyabetin kronik koplikasyonlarını önlemek, gün içinde karşılaşılabilecek sorunlarda ( hipoglisemi, akut hastalık ) kendi kendini yönetme becerisi kazandırarak yaşam kalitesini artırmaktır. Sağlıklı beslenme tedavisi ile HbA1c seviyelerinde tip 1 diyabetlilerde  %1, tip 2 diyabetlilerde %1-2 civarında azalma sağlanabilir.

Egzersiz: 

Fiziksel aktivite en az sağlıklı beslenme ve ilaç tedavisi kadar önemlidir.

Düzenli egzersiz şekerin kas dokusu tarafından kullanmasını artırarak prediyabetli kişilerde insülin direncinin azalmasına bağlı tip 2 diyabet gelişiminin önlenmesine katkıda bulunur. Tip 2 Diyabetli kişilerde ise kan şekeri değerlerinin düzenlenmesini, lipid seviyelerini ve kan basıncı kontrolünün sağlanmasını kolaylaştırır.  Egzersiz programı bireye göre farklılık göstermekle birlikte, yarar sağlayabilmek için en az haftada 3 kez 20-30 dakika yürüyüş yüzme v.s gibi tüm vucut kaslarını çalıştıran programları içermelidir.

Amerika’da yapılan Diyabet Önleme Programı çalışmasında yaşam tarzı değişikliklerinin yani sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılması, düzenli egzersiz ve eğitim ile diyabet görülme sıklığının %58 oranında azaldığı gösterilmiştir.

Oral Antidiyabetik İlaçlar:

Tip 2 diyabetikli hastalarda ağızdan alınarak kullanılan, pankreastan insulin salınımı ve hedef hücrelere etkisini düzenleyen veya glikozun barsaktan emilimini yavaşlatan ilaçlardır.

Sülfonilüreler: Pankreastan İnsülin salgılayan beta hücrelerini uyararak insülin salgılamasını artırırlar. Sulfonilürelerin en belirgin yan etkileri hipoglisemi ve kilo alımıdır Yemeklerden yarım saat önce veya yemekte de alınabilmektedir.

Biguanidler: Pankreastan insulin salınımını etkilemezler. Hücrelere glikoz  girişini arttırır, karaciğerde glikoz yapımını ve barsaklardan glikoz emilimini azaltırlar.

Alfa-glikozidaz İnhibitörleri: Alfa glukozidaz enzimi inhibisyonuyla barsaklarda karbonhidratların parçalanmasını yavaşlatarak ve glikoz emilimini engelleyerek tokluk kan şekerinin düşürülmesinde etkilidirler.

inkretinmimetik ilaçlar:  barsaklardan salgılanan inkretinleri taklit ederek veya inkretinlerin parçalanmasını önleyerek etki ederler.   Glukagon benzeri peptid-1 ( GLP-1) analogları (eksenatid, liraglutid, vb.) enjeksiyon yoluyla kullanılırlar. GLP-1 analogları hipoglisemi riskini artırmazlar ayrıca  kilo kaybı sağlayıcı etkileri de vardır.

DPP-4 İnhibitörleri:  Dipeptidil peptidaz-4 (DPP-4) enzimini inhibe ederek endojen inkretinlerin etkisini arttırarak etki ederler.

İnsulin :

Şeker hastası olmayan bireylerde her yemek sonrası, pankreas alınan besinlerin enerji haline dönüşmesini sağlamak için insülin üretir. Şeker hastalarında ise, pankreas yeterli miktarda insülini üretemez veya üretilen insülini hedef hücrelerde (kas, yağ ve karaciğer hücreleri)  kullanılamaz. Bu durumda vücudumuz için hayati öneme sahip olan insülini dışarıdan sağlamamız gerekmektedir. Günümüzde kullanılan insülinlerin birçok tipi vardır. Bunlar kısa, orta veya uzun etkili olarak ayrıldıkları gibi, insan insülinleri ve analog insülinler olarak da gruplandırılır.

Metabolik cerrahi: Ameliyatla şeker hastalığının tedavisidir. Bu ameliyatlar, sadece kan şekerini kontrol altına almakla  kalmıyor; ayrıca metabolik sendromun bileşeni olan hipertansiyon, dislipidemi ( yüksek trigliserid, düşük HDL), uyku apnesi, nöropatiye bağlı ellerde ve ayaklarda yanma, retinopati , karaciğer yağlanması gibi sorunları da  büyük oranda düzeltiyor.

Diyabet Cerrahileri

Randevu Talebi

 
 

Your browser is out of date. It has security vulnerabilities and may not display all features on this site and other sites.

Please update your browser using one of modern browsers (Google Chrome, Opera, Firefox, IE 10).

X